Baharatların Geçmişi

Baharatların İlginç Hikayesi

Baharat ve otların tarihi insanlık tarihinin temellilerine dayanır. Sümer çağından kalma, 5000 yılı aşkın bir zamana dayanan, baharatların kullanımı ile ilgili yazıtlar bulunmuştur. Antik mısırda mumyalamada baharat karışımları kullanılmıştır. Geleneksel Çin ilaçları tarihinde otlar kullanılmıştır ayrıca Doktor Hippocrates tıbbi bitkileri kullanmıştır. Antik yunanlılar tanrılarına özel otlar adamışlardır.

Altın kadar değerli

Baharatlar orta çağ ve Rönesans döneminde politik ve ekonomik yaşam içerisinde önemli bir rol oynamıştır. – petrolün küresel anlamda bugünkü değeri ile karşılaştırılabilir. Onları çok değerli yapan sadece lezzetleri değildi. Baharatlar, hayatta kalmak için gerekli oldukları kadar, yiyecek koruyucuları ve ilaçlar için temel oluşturmuşlardır. Baharat ticaretinin gelişmesi sonucunda İtalyan devletleri ve sömürgeci güçler gib birçok Arap devleti de zenginleşmiştir. Bu yüzden tekellerini gerçek anlamda kanlarının son damlasına kadar savunmuşlardır. Bir çok kaçakçının sürdürdüğü gizli baharat ihracatı, kafalarının kesilmesiyle sonuçlanmıştır. Bugünün en değerli baharatı safrandır. Bunu vanilya ve kakule takip eder. Hatta günlük hayatımızda en çok kullandığımız baharatlardan biri olan biber tarihte altın parçaları ile tartılarak satılamaktaydı. Ogünlerde “İşin ehli” ve “Birinci sınıf insan” tanımları kullandı insanlar. Tarçında o zamanlarda çok değerli baharatlardan biriydi. 1530 yılında tüccar Anton Fugger zenginliğini göstermek için İmparator 5.Charles’dan gelmiş olan izin kağıtlarını imparator önünde tarçın çubuklarından oluşmuş ateşte yakmıştır.

Otlar nasıl keşfedildi ?

Arkeolojik kazılar Taş devri zamanlarında insanların yemeklerine kimyon kattıklarını, aynı zamanda antibiyotik özellikteki tıbbi otları araştırdıklarını göstermektedir. Baharat ve otların kullanımı tarihte takip ettiğimizde Celt, Alman kabilelerinin hatta Antik yunan ve Roma’da kullanıldığı da anlaşılmaktadır. Romalı entelektüel bilge Pliny, ilk yüzyılda otların bilinen hastalıklar üzerindeki etkilerini tanımlamıştır. Romalı general Lucullus, gurme olarak otların avantajlarını takdir etmiştir. Baharatların iyileştirici etkisi, onikinci yüzyıl kadar geçmişte ilk Alman doktor olarak bilinen Hildegard von bingen’in tezinde ortaya konmuştur. Roma askerleri ile daha sonrasında ise Hıristiyan Rahipleri ile otlar Alp dağlarını aşmışlardır. Frank kıralı Charlemagne kraliyete ait her yerleşim noktasında ot bahçesinin kurulmasını emreden bir karar yayınlamıştı. Bitkiler lezzet vermek, iyileştirmek, korumak ve haşerelerden kurtulmak için kullanılmıştır. Otların tedavi için nasıl kullanıldıkları bilgisi uzun süre boyunca manastırda rahipler tarafından özenle saklandı. Matbaa ile birçok insana aktarılana kadar bilgi kulaktan kulağa iletilmiştir. Sonunda ot bahçelerine sahip olmak modern olarak görülmeye başlandı.. Son 100 yılda modern tıp, otları kullanan cadı doktorlarından yok olma noktasına getirmiştir. Son birkaç yarım yüzyıl içerisinde tıp anlamında farklı bir yeniden doğuş olmuştur – ki bu iyi bir şeydir.

Dağlardan gelen Hurafeler

Otların iyileştirme gücüne olan mistik inançların yanında, otların insan sağlığına etkisinden farklı yönündeki diğer uygulamalarda gelişti. Baharat ve otların afrodizyak etkileri üzerine çalışmalar yapıldı. Otların bu etkileri Antik dünya ve Orta çağ efsanelerinden kaynaklanır. Homer’ın odisea’sında periler Odysseus’u baştan çıkarmak için maydanoz kullanmıştı. Bugün biliyoruz ki maydanoz esansiyel yağlardan apiol içermektedir. Buda söylentilere göre göre erkeklerde iktidarı arttırmaktadır çünkü idrar yollarını uyarmaktadır. Sorulacak tek soru, işe yaraması için bir öğünde ne kadar ot yenmesi gerektiğidir! Diğer baharatlardan biri olan vanilya söylendiğine göre hoş kokusu ile insanlarda ki feromon hormonuna benzer bir etki ile insanları heyecanlandırmaktadır. Uygunsuz davranışları engellemek amacıyla, büyük bir ihtimalle bu sebebinden dolayı manastırlardan uzaklaştırılmıştır: Kokusuyla çok fazla tutku yaratır. Bu durumda anlaşılıyor ki Hindistan cevizi ve rezene gibi yoğun aromatik bitkiler afrodizyak kapsamındadır. Anason, fesleğen estragol içermektedirler. Afrodizyak listesine diğer aday olan baharatlar safran, zencefil, mür ve kişniştir. Zencefil, çili, hardal ve tarçın bitki dünyasının insan bedenini, aklını ve ruhu erotik açıdan taklit eden bitkilerdir.